ahmed 的个人资料ahmeds...Güzellikler Rab...照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
|
12月27日 Gönüllerde kopacak bir “Hu” fırtınası kum tanelerini zalimlerin gözüne sokacak güçtedir…Gazzeler gazel olmasın
12月22日 "Sabır" Diyeceksin Yine Sabır...SABRET GÖNÜL
![]() ![]() En Masumane Tavırlarına Gaddarca Yaklaşanlar Olacak Belki. İçindeki Çocuk Hafife Alınacak... Anlatmak İstediklerin Değil Anlaşılmamış Yanların Konuşulacak. "Olsun" Diyeceksin,Yüzündeki Gülümsemeyi Kaybetmeden. Yine de Hüsnü Zan Edeceksin. Allah İçin Söylediğini Yine Allah İçin Olduğu Yerde Bırakacaksın. Yaradanı Alıp Yüreğine,Sırtını Dayayıp Tevhidin Çınarına Akibeti Ukbada Düşüneceksin. Ve Kalbin Şöyle Bir Hafifleyecek,Damarlarına Giden İyimserlik Yolunu Tıkamadığından... Üzülüp Acı Çektiğinde Çileni Hafife Alanlar Olacak Belki... Öyle Bir Yanacak Ki İçin Kimseye Anlatamayacaksın. Günlerce Ağlayacaksın... Sonra En Yakınındaki , En Yüreğindeki Vuracak Hislerini.... Canım Dediğin Dönecek Sırtını. Bir "Ah!" Çekeceksin Ve Arkanı Döndüğünde Kimse Kalmamış Olacak. "Sabır" Diyeceksin Yine Sabır. Eyüplerin Torunluğuna Yakışır Sabır... "Bugün Allah İçin Ne Yaptın" Sorusu Geldiği An Kulağına , Vereceği Cevabı Bulamayanların Tedirginliği Değil En Zor İmtihanını Başarıyla Vermiş Öğrencilerin Rahatlığı Olacak Ruhunda. Başını Yastığa Koymadan "Elhamdülillah" Diyecek ,Rüyanda Cennetten Kesitler Göreceksin Belki.... Ve Sabaha Erdiğinde ,Avucunda Tuttuğun Tesbih Tanesi Yine "Ya Sabır" La Başlayacak... Uzat Ellerini Ve Bekle. Sabırla Bekle Gönül... En Geç Surun Sesi Duyulduğunda , Tutacak Ellerinden O gönüllere sığmayan en Sevgili..... tutacak alemin yaratılış sebebi Allahın Resulü...Pes Etme Sabret Gönül... Asıl Sahibini Düşün Sabret... Başını Sonunu Kestiremediğin Olaylarda Bile Sabret... Pes Etme Sabret Gönül... alıntıdır 12月21日 “ Yemin olsun asra, muhakkak ki insan hüsrandadır. Ancak iman eden, güzel işler yapan ve birbirine hakkı ve sabrı tavsiye eden müstesna” (Asr Suresi) ...Dünyevileşmeye direnmekDÜNYA DÜNYEVİLEŞMEYE dönüyor… Değerler devriliyor, dinamikler düşüyor, dirençler gevşiyor… Boş vermişliğin boşluğunda içsiz savrulmalar yaşanıyor, sorgulamasız ve sorumsuz nefesler gelip geçiyor, esir edilmiş sadırlardan… Şaha kalmış dünya duygular, yere çakılmış ulvi hisler… İçler içilmiş, özler yutulmuş, uyutulmuşluğun derin deminde… Gafletin derin uykusunda gördüğü rüyayı intibah diye yoran Naimlerin görüntüsü ve gürültüsüyle doluyor zırhsız zihinler, savunmasız duygular… Sığ suların kokuşmuşluğu misk diye sunuluyor kristal kavanozlarda… Camla elmas karışık satılıyor silik pazarın tezgâhlarında… Hikmet öksüz, sevgi yetim kalmış sahte sahiplenmelerin terk edilmişliğinde… Fertçilikte fanilik fazilet, benlikte boğulma dirilme addedildi “Ad” laşan, “Semud” çehreli, Firavun kafalı, Nemrut suratlı asırda… İnsan hüsranda; kopan ihtiyaç rüzgârlarında çaresiz, gemini koparan nefis peşinde sürüklenmekten muzdarip… Sanki sarsar esen, sanki sular sokakları şehirleri doldurmuş önüne kattığını sürüklüyor… Koşuşturma ve kaçış var, nereye gideceğini kime sığınacağını bilmeden, aranan Nuh’un gemisi… Her köşe kuşatılmış, bütün yollar tutulmuş; zihinler zembereğini yitirmiş, kalpler kurak, bedenler yanıyor, ruhlar üşüyor… Aşina yüzler yabancı, yalancı yarlar yürekleri yaralıyor… “An” da akan zevklerin peşinde koşmaktan tükeniyor sonsuzluk sermayesi ömür… Tükeniş yücelme, bitiş büyüklenme gösteriliyor cüceliğin uzun gölgesinde… Yavan dünya doyurmuyor, açlığı arttırıyor… Dönüşü hep yalana, yanlışa değil; esmaya ve sonsuzluğa bakan iki yönü daha var… O yönüyle ukbaya uçuran bir Burak dünya… Yönü ve yüreğini bu yöne çevirenler esaretten kurtulanlar… Yokluk ve sonsuzluğu, geçmiş ve geleceği, çekirdek ile meyveyi “An” da buluşturup yaşayanlar; anlık zevklere aldanmayan, deni dünyaya dalmayanlar… Aldanış dirilişi öldürüyor, rahat zevki, huzuru rahatsız ediyor… Ekşi ayran, zehirli bal aşikâre satılırken susmak değil, “Asra yemin olsun ki insan hüsrandadır”ı haykıra bilmek… Havai fişeklerin yıldızları gizlemesi gibi, hevai hislerin ulvi duyguları örtmesini görebilmek ve gösterebilmek… Her yer ve yönden fani dünya çağırırken “ben sende fena buldum” diyebilmek ve kalben kaçabilmek… Zırva zevkleri terk ederek, kalbin zümrüt tepelerine çıkabilmek… Faniliğin altında gizli beka mührünü okuyabilmek… Suri güzelliklerle gülünmeyeceğini bilebilmek… Geçicilikte oyalanmaktan vazgeçebilmek; dünyayı ahirete tercih etmemek, camı elmasa değişmemek. Değişime dönen dünyada değişmeyen, asırlar akan zaman ırmağında ilk ve son damla; “ Yemin olsun asra, muhakkak ki insan hüsrandadır. Ancak iman eden, güzel işler yapan ve birbirine hakkı ve sabrı tavsiye eden müstesna” (Asr Suresi) Dünyevileşmeye direncimizi arttırmak için bu sureyi ne kadar okumalı okutmalı, yaşamalı yaşatmalıyız? Hüseyin EREN 12月20日 ...Sonsuz bir esaret, sonsuz bir kaybedişten koru Rabbim...Ötelere özlem
12月12日 ...Ümitsizliğe düşmeyecektik ve sabredecektik. Zorluklardan asla çekinmeyecektik...NEFİS MUHASEBESİ
![]() İnanç ve etik anlayışımızın iç dünyamız, tutum ve davranışlarımıza nasıl yansıdığıyla ilgili nefsimizle yaptığımız bir muhasebemiz oldu mu şimdiye kadar? Hani inanç ilkelerini, doğru bildiklerimizi önceliklerimizin başına koyacaktık. Hani ne pahasına olursa olsun inançlarımızdan asla taviz vermeyecektik. Allaha olan imanımızın gereği olarak her şeyde bir hikmet arayacaktık. Dünyaya çok geniş bir bakış açısı olan iman penceresinden bakacaktık. Ne olursa olsun baktığımız her şeyin arkasındaki gizli eli görmeye çalışacaktık. Zerrelerden galaksilere kadar her şeyin bir kader ölçüsü içinde hareket ettiğinin ve bu nedenle de olağan üstü durumlarda dehşete kapılmamıza gerek olmadığının şuuruna varacaktık. Öte alemle ilgili işlerimizi, dünya işlerimize tercih edecektik. dünya geçicidir gerçeğini tutum ve davranışlarımıza yansıtacaktık. Sönük kafa fenerimizi değil de dünyamızın güneşi olan Resulullahı(asm) rehber edinecektik. Her asırda huzur ve barışın yalnız ve yalnız Onun kutlu mesajında olduğuna inanacaktık. Reslullahın saadet asrındaki eğitimi sayesinde öyle cılız toplumdan nasıl sevgi medeniyeti filizlendiğini, kıyametin kopmasına kadar da bütün asırları ışıtan sevgi kahramanlarının nasıl yetiştiği ise ilgimizin odağı olacaktı. Reslullah (asm)ı sevmeyi Allahı sevmenin bir gereği kabul edecektik. Sevgiyi hayatımıza sokacaktık. Her şeye sevgiyle yaklaşacaktık. Ölümü hayatımızın bir parçası kabul edecektik, hatta onu sevecektik. Zor anlarımızda yalnız ve yalnız Allaha sığınacaktık, başka hiçbir şeyden korkmayacaktık. Musibetlerin karşısında sabredecektik. Allah en büyük dayanağımız olduktan sonra olumsuz şeylerden telaşa düşmeyecektik yılmayacaktık. Haksız hiçbir baskıdan korkup bildiğimiz doğrudan şaşmayacaktık. Özgür olacaktık. Özgür olduğumuz kadar, her saniye ve her an kontrol altında tutulduğumuzun şuurunda olacaktık. ![]() Asla yalan söylemeyecektik. Aldatmayacaktık, aldanmayacaktık. Bir adım sonra ölüm bile olsa ne birini ne de bir toplumu yanılmayacaktık. Her zaman doğrunun yanında olacaktık. En yakınımız bile olsa asla haksızdan yana tavır koymayacaktık. Eşit muameleyi ilke haline getirecektik. Hak ve hukuka saygılı olacaktık kusuru başkasında değil nefsimizde arayacaktık. Kardeşimizin kusurunu görmezlikten gelip ayıplarını örtecektik. Kardeşimizi şerefte, makamda, ilgide ve hatta maddi çıkarda nefsimize tercih edecektik. Her canlının rızkı Allahın taahhüdü altında olduğuna göre, geçim darlığından telaşa düşmeyecektik. Alçak gönüllü olacaktık, insanlara tepeden bakmayacaktık. Düşkünlere yardım edecektik. Tutuculuğa hiç yer vermeyecektik. Başkalarına toleranslı olacaktık. Kendi düşüncelerimizle övünmeyecek, başkasının fikrini yermeyecektik. Hangi meşrebe sahip olursa olsun herkese kapımızı açacaktık. Davamızı başkasını tenkite alet etmeyecektik. Kardeşimizin yaptığı güzel işleri alkışlayacaktık. Özellikle iman davasına sarılmışlarla müfritne irtibat içinde bulunacaktık. Huzur bozucu ve yararsız kıskançlığa kendimizi kaptırmayacaktık. Yaptığımızı Allah için yapacaktık. Kuds davayı omuzlamada başkalarının yardımından son derece memnun olacaktık. Yalnız kendi meşrebimizi hak bilmeyecektik. Başkalarının görüşlerine de saygılı olacaktık haykırılan her hakikati her zeminde alkışlayacaktık. Başkalarıyla tartışmaya girmeyecektik. İstenildiğinde fikrimizi açık açık söylemekten çekinmeyecektik. Ümitsizliğe düşmeyecektik ve sabredecektik. Zorluklardan asla çekinmeyecektik. Yaptığımız kusurlardan içten utanacaktık. Günahlardan tövbeye sarılacaktık. Ve yarınları kurmaya bütün ümidimizle hazır olacaktık. Cemil Karakullukçu 12月2日 ...Kendi iktidarınıza değil, o Muktedirin iktidarına itimat edin...
|
|
|