ahmed 的个人资料ahmeds...Güzellikler Rab...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


4月30日

lütfen dikkat edelim çok yuvalar yıkılıyor..tertemiz zihinler bulanıyor...

Müslümanların karşı cinsten yabancı bir insanla chatleşmesi caiz midir?
 
Bir müslümanın başka Müslüman kardeşleriyle ister karşılıklı isterse sanal ortamda olsun konuşup dertleşmesi güzel bir şeydir. Ancak bu aynı cins olanlar içindir. Bir erkeğin bir kadınla konuşması ise bazı yönlerden dikkat etmeyi gerektirir.

Örneğin aşk, sevgi, gıybet, yalan ve şehevi hisleri uyandıran şeylerden olursa bu kesinlikle doğru değildir. Bu konuda kişinin evli veya bekar olması fark etmez. Evli birinin günahı ise daha fazla olur.

Fakat dini konularda Allah’ı, ölümü, ahireti ve dini duygu ve düşünceleri hatırlatan konuşmalar olursa elbette bunlar yasak olmadığı gibi sevabı da vardır. Ölçünüz bu olmalıdır. Bu ölçülerle hareket ettiğiniz zaman günaha girmeyeceğinizi ve kendinizi koruyacağınızı söyleyebiliriz. Ayrıca yaptığınız işi bir de vicdanınıza sormanızı tavsiye ederiz. Vicdanınız rahat değilse o işten vazgeçiniz.

İleride evlenecek iki çiftin, sadece yanlarında akrabalarından birer kişi bulunmak şartıyla bir yerde oturup yalnız konuşmaları caizdir, hatta sünnettir. Fakat flört tarzı ilişkilerde kadın ve erkeğin yanlarında akrabaları bulunsa bile konuşmaları caiz değildir. Dinimiz zinayı yasakladığı ve haram saydığı gibi zinaya götüren yolları da tıkamış ve haram saymıştır.

Aynı şekilde de internetten tanışılan birisi ile istediğiniz gibi havadan sudan konuşmak ve chatleşmek caiz değildir. şayet ona islamiyeti anlatıp sevdirmeye çalışsanız o başka meseledir. Yoksa başka tarzda konuşup sohbet etmek insanı yanlış neticelere götüreceğinden caiz görülmemektedir.
Ayrıca Sağlam ailelerin ve aile bağlarının kurulabilmesi ve tesis edilebilmesi için, evliliğin sağlam temellere dayandırılması gerekir. Bu nedenle, İslamiyet görücü usulü teşvik etmekle beraber, adayların birbirleriyle görüşmesini de esas kabul etmiştir.

Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki, birbirlerini hiç tanımayan ve ailece de tanışmayan iki kişinin internette birbirlerine verdikleri ifadelere güvenip de evlilik gibi ciddi bir işe yeltenmemeleri gerekir. Çünkü, bu şekilde ki bir tanışma hüsran ile sonuçlanabilir. Bizim kanaatimiz sizin veya herhangi bir insanın böyle bir yöntemle evliliği seçmemesidir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet Editör
 930290930313mutlulugunresmitelif0kg
İnternetin zararları ve korunma çareleri!

Günümüzde internet denilen ulaşım aracı gittikçe yaygınlaşıyor, görülmemiş sür’atte dünya ile iletişim sağlıyor, insanlığa  en büyük  çapta faydalı hizmetler  veriyor . Denebilir ki,çağın en büyük kolaylığını sağlayan hizmetlerin sunucusu oluyor  internet...

     Ancak bu yaygın faydasına rağmen bazı aileler de bu faydalı sistemin zararlı şekilde kullanılmasından  şikayetçi oluyorlar. İyiliklerinden istifade edip kötülüklerinden de aile ve çocuklarımızı korumak için ne yapmalı,nasıl tedbirler almalıyız ..diye soruları da sıralıyorlar.?.

   Gerçekten de internet   Allah’ın insanlığa lütfettiği fevkalade  faydalı ve etkili bir hizmet aracıdır. Dünya artık bu  sistemle kendini yönlendirmekte,her türlü  hizmetleri bununla organize etmektedir.

    Ancak,böylesine faydalı bir sistemi  zararlı şekilde kullananlarda olabilmektedir.  Bu sebeple yaralarından faydalanırken zararlarından da korunmak  için çareler de aranmakta,bazı tedbirlere de başvurulmaktadır.Bu tedbirlerden bazılarını  şöyle sıralamak mümkündür:

   1- Artık zararlı proğramların ekrana gelmesini engelleyen sistemler de bulunmuştur.Bu sistemi kurup mahzurlu proğramların ekrana gelmesini önlemeye  gayret etmelidir.

2 - Mümkün oldukça makineyi umumun görebileceği geniş ve açık mekanlara kurmalı,oralarda hizmet vermesini  sağlamalıdır.Ta ki hep faydalıda kullanılsın, başkalarının görmesinden rahatsızlık duyulacak zararlı görüntüleri ekrana getirme arzusu etkisini artırmasın.

 3 -  Ayrıca kullanım saatlerine  bir sınır getirilsin,geceleri istirahat saatleri burada harcanarak gündüz yapacağı  işte başarının düşmesine sebep olunmasın..

4 -  Herkesin istifade edeceği fevkalade faydalı  dini ve ahlaki sitelerin de hizmet vermeye başladığı  unutulmasın. Bunları bularak verdikleri koruyucu  bilgilerden istifade etmenin de büyük faydalar sağladığının farkına varılsın. Böylece ahlaki manada kayba değil kazanca kavuşulsun.   Bunlardan: 

 ( Herkül.Org / Sorularla İslamiyet /Hayrettin Karaman.net /Cevaplar .Org / Ahmet şahin.org../gibi  bir çok faydalı adresler  istifade edilecek bilgi hazineleridir. Dini soruların cevapları bunlardan emniyetle alınabilir,ahlaki manada zayıflama yerine  bilgi birikimiyle  beslenip kuvvetlenme  söz konusu olabilir.

    Bütün bunlara  rağmen  İnterneti  müstehcende ve yanlış iletişimde  kullanmak gerçekten de tamiri zor ahlaki çöküntülere sebep oluyor, kabiliyet ve istidatları çürütüyor, hayalleri toparlanamaz hale getiriyor.

      Sözüm Gençlere kitabındaki şu tespitler düşündürmelidir  interneti müstehcende kullananları:

-Bütün günahlar,ahlaki bozulmalar, müstehcene bakışla başlar,bakışın devamıyla baskısını artırır,arkasından fiili günaha dönüşür..Ayrıca gözler baktıklarının resimlerini de çekip hayaline depo eder. Artık nereye gitse,nereye baksa çektikleri müstehcen resimler hayal perdesinde gözlerinin önündedir. Böylece gerileme başlar gençte. Öğrenciyse dersine kilitlenemez, işçiyse mesleğine yönelemez ,fikir adamıysa zihnini toparlayamaz,derken her konuda gerileme ve düşüşler söz konusu olur  kendilerini kaptıranlarda!.  

      İşte bu sürçme sırasında şeytan aradığı  fırsatı  elde etmiştir. Ümitsizlik pompalamaya başlar  vicdan azabı çeken bu  insanlara:

-    Artık senden adam olmaz!.. Hem böylesine çirkin ve günah şeyleri seyredecek hale geleceksin,hem de kendini sağlam bir Müslüman olarak görecek,hizmet insanı  bileceksin, olmaz böyle dindarlık. İleride yaparsın ibadetlerini,takva titizliğini,İslam-i hizmetlerini. Zaten kurtulamazsın bu alışkanlığından. Allah da kabul etmez senin gibilerini bundan sonra..

    Şükürler olsun ki,şeytan ve nefsin bu ümit  kırıcı  vesvesesine akıl ve  vicdandan  da  hemen karşılık veren cevaplar gelir:

-Hayır yır derler, sen içine düştüğün  yanlıştan tövbe,istiğfarlarla kurtulur, ibadetini  ve iyiliklerini  affına sebep olacak kadar da çoğaltabilirsin. Rabbimiz kulunun günahı mı,sevabı mı fazla diye bakıyor. Hud suresindeki ayet (114)ün ikazını dinle:    

  -  Namazlarını eksiksiz kıl,sevap getiren hizmetlerini devamlı çoğalt!  Unutma ki,çoğalan hizmetlerin sevabı, azınlıkta kalan günahların kirlerini  silip yok eder.!.(114 )

       En hayati soru şudur:

-  Ümitsizlik telkin eden nefis ve şeytanı dinleyerek sürçtüğümüz çukurda  kalmalı mı, yoksa akıl ve vicdana tabi olarak kalkıp  azalmayan azmimizle yolumuza  devam mı etmeli ? Kurtuluş hangisinde? Rabbimiz hangisini teklif ediyor arz ettiğimiz ayetinde?

Ahmet ŞAHİN

4月4日

gül devrinden bir yıldız tablosu...

HZ. SÜLEYM SAD ( Cennet Yolu )

                      

     Bir gün Rahmet Resul’ünün mübarek huzuruna, yüzü kömür gibi simsiyah bir genç geldi. Bu genç süleym kabilesinden Sad isimli bir müslümandı.

    Ey Allah’ın Resulü dedi; rengimin siyahlığı,yüzümün çirkinliği cennete girmeme manimidir?..

   Resul-u Zişan (a.s.m. )

   Hayır dedi Habibi Zişan!..

   Allah’ın emrine uyup Resulü’ne itaat ettikten sonra elbette cennete girebilirsin.

  İyi ama Ey Allah’ın Resulü ben şu mescide sekiz ay önce Allah’a iman edip onun Resulünü tasdik ederek İslam’a girdim. Şu ana kadar da evlenmem için bazı kimselere müracaatta bulundum. Yüzümün siyahlığı ve çirkinliği ve fakir olmamın sebebiyle beni redettiler.

  Peki ey Süleym müracaat ettiklerin arasında Amir bin Veheb varmıydı?

  Yoktu Ey Allah’ın Resulü!..öyle ise şimdi ona git ve Allah’ın Resulü beni size gönderdi; kızınızı zevce olarak bana vermenizi emir buyurdu de!.. o zenci genç sanki güneş mülküne malik olmuştu sevincinden. Sular gibi çağladı Süleym!.. Allah beni size feda kılsın Ey Allah’ın Resulü! Hemen gidiyorum. Yüreği denizdeki balıklar misali cırpınır gibi Süleym Sad yola revan oldu. Ve Amir bin Veheb’in kapısına vardı.

 Amir’e Allah Resulü’nün emirlerini iletti. Amir bin Veheb duyduklarından hayrete düştü ve Sad’a inanmadı, çünkü kızını bu gence vermek demek bir ton inciri kömür kuyusuna atmak gibi bir şeydi..Ve Sad’a dediki….

   Ey delikanlı ben kızımı sana veremem!.. Sad hiç telaş eseri göstermedi ve tebessüm etti. Siz bilirsiniz ey Amir dedi. Ben sadece size Allah Resulü’ünün emirlerinin elçisiyim dedi ve Sad geri dönünce gözlerine yaşlar doldu çünkü birkere daha zenci olduğu için kalbi kırılmıştı ama bu sefer farklıydı çünkü arada Allah Resulü’nün emri vardı ve gözleri yaşlarla dolu Nebiler Nebisinin huzuruna varmak için yola koyuldu Sad… Resulallah onu bu halde görünce durakladı ve bekledi.

  Ama Amir’in reyhanlar misali güzel bir kızı vardı ve kızıda kapının arkadasında kanuşulanları duymuştu ve  sad’ıda görmüştü. Fakat imanı yüreğinde fokurduyordu zenci genci o halde geri dönüp gidişini görünce..ve kız hemen babasının karşısına dikildi çırpına çırpına ey benim babam dedi!.. sen ne yapıyorsun onu sana kim göndermişti…Allah Resulü’nü redetmek ne demek biliyormusun!.. sonra alemde tutunacak dalın kalmaz ve senin yüzüne bakan olmaz, derhal git Resulallah’tan özür dile..

    Ve amir bu sözleri kızından duyunca hatasının farkına vardı ve onun aklıda kendiside kanatlı kuşlar gibi uçarak kainatın efendisinin yüksek huzuruna vardı ve dediki

   Ey Allah’ın Resulü bana gönderdiğin gencin sözlerine inanmamıştım. Günah işlediysem tevbe istiğfar ediyorum. Siz emir buyurursanız kızımı Sad’a nikahlamaya hazırım dedi.. ama Allah Resulü;eğer ki sen biraz daha hatanı anlayıpta geri dönmek için geç kalsaydın senin yüzüne bile bakmazdım. Kainatın Efendisi Sad’a, ey Sad evini hazırla dedi. Süleym Sad o lahza, utancından başını yere eğdi,gözlerinden iplik iplik yaşlar akıyordu. Anam babam sana feda olsun Ey Allah’ın Resulü benim evde ne hazırlanacak eşyam nede hanımıma verebileceğim  mıhrıni param var. Ben bu dünyada hiçbir şeye malik değilim, beni yuvasız bir kuş biliniz, garip kuşun yuvasını sizden başka kim hazırlayabilirki ey varlığın tacı Resulüm a.s.m!...

  Efendimiz ( s.a.v ) tebessümlerin en erişilmeziyle emir buyurdular;ey Sad!..o halde git ikiyüz Ali’den,ikiyüz Osman’dan,ikiyüzde Abdurrahman bin Avf’dan iste. Bütün düğün masrafını onlar görsünler,sende böylece yuvanı kur ey Sad.

  Siz birde Sad’ı görecektiniz, o zenci genç kanatlı kuşlar gibi sevinçten uçtu sanki. Kendine lazım olan paraları Sultan sahabilerinden aldı hatta daha fazlasını aldı. Hemen çarşının yolunu tuttu,gelin için lazım olan nesneleri almalıydı birkaç eşya almıştıda, ama o esnada çarşı sokaklarında bir nida yükselmeye başlamıştı, düşman büyük bir kuvvetle yola cıkmış bizi basmak ve Allah’ın adını ortadan kaldırmak niyetindedirler. Eli ayağı düzgün ve kuvvetli genç savaşçılara sesleniyorlardı. Bunu duyan Sad iki tercih arasında kalmıştı. Avuçlarında para ile düğün hazırlıkları yapan zenci genç,yıldırımdan bir kamçı yemiş gibi sarsıldı. Şimdi o bu iki şık arasında tercih yapması gerekiyordu. Biri evde taze gelindi, öbürü ise Allah yolunda cihad etmek. Ve Süleym Sad’ın yüreğindeki iman harekete geçerek tam bir sahabiye yaraşır bir karar verdi;cihada katılmak.

   Ben dedi!..bu düğün parası ile kendime bir at,bir ok ve mızrak alabilirim. Düğün işi artık ahirete kaldı. Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler misali yola koyuldu Sad. Ve ordunun ardınca at koşturdu. Az sonra cihad ordusuna at üstünde başı sarıklı, kolları sıvalı, kılıç elinde olan birinin orduya yaklaştığını gördüler. Kollalrının siyahlığından Nebiler Sultanı onu tanımıştı. Ona sen Süleym Sad’mısın dedi?

  Sad’ın cevabı erlere yaraşır bir şekildeydi;

  Evet Ey Allah’ın Resulü!..  ben oyum Allah beni size feda etsin.

  Ve iki ordunun büyük cengi başlamıştı. Sad ordunun en önüne geçmişti. Kılıcıyla Allah dininini ve Allah Rasulünün düşmanlarını, kafirleri biçiyordu. Herkes birbirine karışmış, yaman bir cenk olmuştu. Zafer yine Peygamber ordusunun olmuştu. Düşman çekilip gittikten sonra yaralılar arasında kafirlere büyük darbeler indiren Süleym Sad’da vardı. Öyleki son anlarını yaşıyordu. Rahmet Nebisi Sad’ın başını kucağına aldı,yüzündeki tozları o mübarek eliyle sildi. Zenci gencin kıvrım kıvrım saçlarını okşayıp duruyordu. Genç Sad’ın dudakları son anda aralandı. Dudaklarından kelimeleirin en güzelleri döküldü.

  EŞHEDÜ ELLA İLAHEİLLALLAH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMED’EN RESULALLAH

  Ve Süleym Sad  bu şekilde ruhunu Rahmana teslim etti.

   Peygamberler Peygamberinin kucağında can vermek ne devletti ey Sad. O nurdan gözlere bakarken şehid olmak ne devletti ey Sad. O nurdan gözlere. Senin gibi o nurdan gözlere bakarken şehid olmak kaç gence nasip oldu ki. Senin yüzünün rengi karaydı ama senin bahtın kara değildi ey Sad. Demek ki Senin vücudunun siyahlığı senin cennete girmene mani değildi Ey Sad.

 Siz hele bi bakın Resulallah’ın o nurdan gözlerinden inci taneleri gibi akan yaşlara. Sad için ağlıyor Nebiler Nebisi Efendimiz. Ona acıyordu Resulallah. Çünkü Amir’in kızının elini bile tutamamıştı Sad. Bir an baş başa oturmadan cenge gitmişti Sad.

  Nebiler Sultanı bir anlık için gülümsedi ve Resulallah yüzünü çevirdi. Bunu gören sahabiler ne olmuştuda peygamber’in ağlaması sevince dönüştü. Sahabelerden Ebu Lübabe ( r.a ) bunu merak etti ve sordu.

  Ya Resulallah önce şu genç için ağladınız  sonrada güldünüz ve sonrada yüzünüzü çevirip ona bakmak istemediniz;bu ne hikmetti Ey Allah’ın Resulü!..

   Allah’ın Resul’ünden şu cevabı aldılar. Sad’a olan sevgi ve merhametinden dolayı.

  “ Önce ağladım çünkü Sad’ın evlenmek için o kadar kişiye baş vurmasına rağmen kimse ona kzını vermemişti,yüzünün siyahlığından ve fakir olmasından dolayı. Onun o halini düşününce ağladım!..ama

Sad’ı şehid olduktan sonra cennet hurileriyle baş başa görünce bu seferde hüznüm sevince dönüştü ve utandım yüzümü çevirdim. Dünyada elde edemediğini Yüce Yaratan ona daha güzelini cennette verdi. Havzı kevserde verdi. Şimdi Amr bin Veheb’e söyleyinki!..

  Yüce Yaratan Sad’ı onun kızından daha hayırlısı ile evlendirdi. Cennet hurileri ile evlendirdi.

 İşte Süleym Sad bu şekilde hayatı geçti ve mübarek bir hayat ile şereflendirildi. Allah hepimize böyle güzel bir yer nasib eder inşallah.

                                                       

                                                        Kaynak : Cennet yolu ( kitabından )

                                                           Yazar : Mustafa Necati Bursalı