Profilo di ahmedahmeds...Güzellikler Rab...FotoBlogElenchiGuestbook Strumenti Guida

Hammadesi makbul fakat adresini yitirmiş birini gördüğünde,'bundan ne güzel müslüman olur' demeli ve tüm yüreğinle hidayeti için dua etmelisin...

                            
 

 çok değerli gönül dostlarım konuk defterimiz bir süre kapalı olacak,blog yazılarını ve listeleri okumak adına hemde o güzelim yazıların kıymetinin anlaşılması istifade edilmesi adına bir süre kapalı kalması daha iyi olur kanaatindeyim.ve yorum eklemek sadece konuk defterine eklemekle de sınırlı değil,blog yazılarını okuyup onlar hakkında ekleyeceğiniz bir iki satır yazı bile o resimli yorumlardan çok daha makbuldür...ve dostlar her zaman aklınızda bulunsun dünya ahirzamanı yaşıyor siz siz olun bencilleşmeyin ne yaparsanız beklentisiz yapmaya Allah rızası için yapmaya gayret edin ve ahdinize ahidlerinize vefa edin...hoşça bakın zatlarınıza baki selamlar sevgiler dua ile...aciz ahmed

Rabbimiz buyuruyor:

"Ey iman edenler, herhangi bir fâsık size bir haber getirecek olursa, onu iyice tahkik edin, doğruluğunu araştırın. Yoksa, gerçeği bilmeyerek, birtakım kimselere karşı fenalık edip sonra yaptığınıza pişman olursunuz." (Hucurat Suresi, 6) 

Commenti (609)

Attendere...
Il commento immesso è troppo lungo. Immetti un commento più breve.
Immissione non effettuata. Riprova.
Impossibile aggiungere il commento al momento. Riprova più tardi.
Per aggiungere un commento è necessaria l'autorizzazione di un genitore. Chiedi autorizzazione
I tuoi genitori hanno disattivato i commenti.
Impossibile eliminare il commento al momento. Riprova più tardi.
Hai raggiunto il numero massimo di commenti pubblicabili giornalmente. Riprova tra 24 ore.
Impossibile lasciare commenti. La funzionalità è stata disattivata perché i sistemi hanno rilevato una possibile attività di spamming dal tuo account. Se ritieni che il tuo account è stato disattivato per errore, contatta il supporto tecnico di Windows Live.
Esegui il seguente controllo di protezione per completare la pubblicazione del commento.
I caratteri digitati nel controllo di protezione devono corrispondere ai caratteri dell'immagine o della riproduzione audio.
ahmed ak ha disattivato i commenti di questa pagina.
ahmed akha scritto:

http://img2.blogcu.com/images/e/m/r/emrahesss/mevlana1600x12002600x45em3.jpg

Bir gün...
Belki de dünyayı en çok sevdiğimiz bir gün...
"Sonsuz bir davet" alacağız. 
Kalbimiz yanımızda...
Kalıp adına ne varsa... burada bırakıp gideceğiz. 
 
O zaman şunu diyeceğiz kim bilir:  "Şöyle keyifli keyifli kaç nefes alabildim? Ne de geçici imiş dünya! Böyle birdenbire mi bitecekti her şey? 'Hızlının hızlısı bir yer'in adı mıymış o geçici hayat?"
 
Bir ağaç dikip gitmişsek eğer, belki de gölge olacak orda. Ağacın meyveleri gelecek belki de önümüze. Bir çocuğun tebessümünü çoğaltmışsak, koşup gelecek çocuk yanımıza: 'İşte bu amca/teyze elime bir şeyler tutuşturmuştu.' diyecek. Okuduğumuz ne kadar hoş cümle varsa hepsi hece hece "ışık" olacak mı; olur! Düşer önümüze, aydınlatır yolumuzu.

Bir kirazı yerken, şöyle kulpundan tutup, bir çamurun nasıl olup da kiraza dönüştü(rüldü)ğünü düşünmüşsek... Hoşuna gidecek Sanatkârlar Sanatkârı'nın...  "hoş geldin"ini duyacaksınız. Çamuru kiraz, elma, karpuz, portakal ve saire yapanı göreceksiniz. 
 
Bir bardak su verene teşekkür insanlığımızı küçültür mü? Olmaz der içiniz dışınız, olmaz! Suyu taşların, toprakların arasından çıkarıp gönderene teşekkür de... insanı insan yapar, işte! 
 
Baki: 
"Minnet Hüda'ya devlet-i dünya fena bulur; 
Baki kalır sahife-i âlemde adımız." der. Der ve minnetin adresini verir. 
 
Dünya Devleti'ni bırakıp bırakın gidenler bıraktıklarını kime bıraktı! Bütün "yığdıklarımız" burada kalmıyor mu? Taştı, topraktı, altındı, evdi, yalıydı, halıydı... Hepsi, hepsi O'na bırakılmıyor mu? Onun ihtiyacı yok ki ama... En büyük vâris O demek ki. 
 
Şu, Ahmet'ten Mehmet'e; ondan ötekine de... Daha sonra?
Daha sonrası gerçek Vâris'e... 
Öyle ya... Kimin malını kime bırakıyorsun? Bizimkisi sözde vârislik. Bu geçici vârisliğimizin aynasında/n gerçek Vârisi görmek aslolan. 
Başka ne ki?
 
Öyle; aldanmamıza, üzülmemize gerek kalmıyor o zaman. Nerede benim mülküm, nerede samur kürküm diye hayıflanmanın gereği var mı?

Ara sıra müsekkine ihtiyacımız var. Hapishane gibi mesela. Gidip oralara hürriyetin ne olduğunu anlamak için. 
Hastaneye bir de... 'Oh, sağlığım yerinde!' diye.... Aynada kendinize bakıp bakıp: Ne zenginmişim!' demek için. Hoşluğun, nefes almanın, ayağımızın yere bastığının daha nelerin farkında olmak için. 

Sonra? Sonrasını anlatmak o kadar kolay değil. Kolay değil 'lezzetleri acılaştırıp tahrip edeni/ölümü' günde defalarca düşünmek. Düşünmek ve arada bir "Ölüler Ülkesi"ne gidip gelmek. Onlar da nice şeyleri ve kimilerini bırakıp gitti. 
 
Biz de bırakıp gideceğiz. 

Gözümüz arkada niye kalsın! 
Vârislerin Vâris'ine bırakıp gideceğiz. 
Endişemiz, korkumuz... cehaletimizdendir. 


Ali Hakkoymaz 
selam ve dua ile hayırlı cumalar gönül dostlarımKırmızı gül

4 giorni fa
ahmed akha scritto:

 
Ayağım dolanır, Yolumu keser sebebler
Emrini bekler zerreler, Zorumu kolay eyle
~
Yüreğim darlanır, Uçurumum olur ayrılıklar
Emrini bekler uzaklar, Uzaklarımı yakın eyle
~
Önemsediklerim senin yanındadır
Vazgeçemediklerime sen yetersin
Aczime kudretinle yetişirsin
Sen bana kafisin
~
Kâfi olan Rabbi unutmadan yaşayanlara selam ile hayırlı cumalar gönül dostlarım
12 Nov.
ahmed akha scritto:
Allah'ın Yardımı


 



“Sen Allah’ı seversen/ Allah seni sevmez mi?” Bu cümleler bir ilahide yer alan çok tatlı ifadelerden iki mısra.

Allah’ı sevmek hiç şüphesiz Onun emirlerini tutup yasaklarından kaçınmakla olur.

Bu yapıldığında Allah kulunu nasıl sevmez?

Allah’ın dinine hizmet de hem Allah’ı sevmenin, hem de Allah’ın kulunu sevmesinin en önemli yollarından biri.

Bu uğurda çırpınan kullarını sevdiğini Allah, Kur’ân’ında şu kanunuyla da formülleştirmiş: “Siz Allah’ın dinine yardım edersiniz, Allah da size yardım eder.”1

Allah böyle kullarına dünyayı yük olmaktan çıkarır, omuzlarından ağırlıkları alıverir. Geçimlerini kolaylaştırır, bolluk ve bereket verir, gönüllerine genişlik, huzur ve ferahlık bahşeder. En dar, en sıkıntılı anlarında bile onları bir kuş gibi hafif tutar.

Hayatını insanlığın mânevî kurtuluşuna adayan Bediüzzaman Hazretleri, Nur talebelerinin imana, Kur’ân’a hizmeti çoğunlukla her belâya, her derde bir çare, bir ilâç olarak bulduklarını, “Biz hergün hizmet derecesinde maişette kolaylık, kalpte ferahlık, sıkıntılarda genişlik hissediyoruz” dediklerini anlatıyor. Çünkü bu hizmet doğrudan Allah’ın dinine hizmettir.

Ekser şakirtlerin birer nevî kerâmet ve ikram-ı İlâhî hissettikleri gibi bizzat kendisinin de çok nevilerini ve çeşitlerini hissettiğini belirtiyor ve “Bu sıralarda bu havalideki şakirtler, yeminle itiraf ediyoruz ki, ‘Biz Nurun hizmetinde çalıştıkça hem maişetçe, hem istirahat-ı kalpçe bir genişlik, bir ferah zahir bir sûrette hissediyoruz. Ben kendimce o kadar hissediyorum ki, nefis ve şeytanım dahi o bedahete karşı hayret ederek sustular”3 diyor.

Geçen iftar davetlerine katıldığımız canla başla hizmetlere koşan Gölcüklü arkadaşların konuyla ilgili itiraflarını gördük. Emekli öğretmen Ruhi Bey hayretle anlatıyordu: “Şaban Bey, inanır mısın emekli maaşımızla zar zor bir ev sahibi olmuştuk. 1999 depreminde ölümlerle pençeleştik. Ama Allah’a şükür Risâle-i Nur’un verdiği mâneviyâtla tesellî bulduk. Bundan sonra önümüz öyle açıldı ki Cenâb-ı Hak ummadığımız şekilde bir ev daha ihsan etti.”

Hamit Bey de şunları anlattı: “Kimbilir nasıl, ne vaziyette emaneti, sahibine teslim edeceğim?” diye hep düşünüp dururdum. Depremde beş katlı apartman çöktü. Allah’a şükür biz beşinci kattan burnumuz kanamadan kurtulduk. 12 yıllık astsubaylıktan dindarlığımız için atılmış, pazarlamacılıkla geçimimizi sağlamaya çalışıyorduk. Bir de bu musibet gelmişti başımıza. Aldığımız dersler her olayı sabır ve tevekkülle karşılamayı öğretmişti bize. ‘Tevekkeltü alallah’ dedik. Bir ara ciddî ciddî ‘Gölcük’ü terk edip başka bir yere mi yerleşsek’ diye düşünmeye daldık. Bir dostumuz ‘Sakın bulunduğun yeri terk etme. Cenâb-ı Hak böyle musibetlerden sonra nimetlerini de verir’ demişti. Sebat ettik. Birkaç sene içinde Cenâs.a.b-ı Hak önümüzü öyle açtı ki biz de şaşırdık. Şimdi çarşının en güzel yerinde 9 tane dükkân nasip etti. Üçer üçer açarak genişçe üç dükkâna sahip olduk. Allah’a şükür kazancımız da çok iyi. Bunu hizmetin kerâmetine bağlıyorum. Şimdiye kadar Allah’a şükür ders ve sohbetleri hiç kaçırmadım. Deprem günlerinde bile sohbetlerimizi yaptık.”

Demek mevziyi terk etmemek, sebatla hizmetlere koşmak gerekiyor. Biz Allah’ın dinine hizmet ederiz de o dinin sahibi bizi hiç terk eder mi?



Şaban DÖĞEN
 
hayırlı cumalar baki selamlar dua ile gönül dostlarım
5 Nov.
ahmed akha scritto:
 
Ya Rabbi!

Eğer imanıma bir şüphe girmiş ben de ondan tövbe etmemişsem ihlasla derim ki : Allah'tan başka yaratıcı yok, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!

Eğer bilmeden Müslümanlığıma küfür karıştırmışsam, derim ki: Allah birdir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!

Eğer Allah'ı birlememe şirk girmişse, ben de bunun farkında değilsem ihlasla derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!

Eğer bilmeden seni tanımamda yanlışım varsa derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!

Eğer bilmeden amelime riya ve kendimi beğenme duyguları karışmışsa derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!

Eğer farkında olmadan kalbime küçük ve büyük günahların fitnesi girmişse derim ki: Allah bir, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ya Rabbi!

İmanımı gönülden tazeleyerek, ihlasla derim ki: Allah'tan başka ilah yoktur, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Allah'ın Resulüdür.

Ey diri olan!
Ey ebedi var olan!
Ey izzet ve ikram sahibi olan!
Ey gücün, şerefin ve büyüklüğün sahibi olan Allah'ım!

Halimi düzelt, işlerimi güzelleştir, beni bela ve fakirliğin acılarından koru, düşmanların şerrinden, şeytanın aldatmasından, nefsin arzularından, saptıranların saptırmasından beni koru ey Rabbim!

Ya Rabbi!

Beni çok ibadet eden salihlerden ve şükreden zenginlerden eyle… dini ve dünyevi bütün işlerimi düzene koy. Hayırlı nimetlerimi sonuna erdir.

Ya Rabbi!

Ömrümün son zamanlarında, ölüm anında kalbimi ve dilimi imanla doldur. Bana son anda; şehadet ederim ki, Allah birdir ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O'nun elçisidir demeyi nasip et.

selam ve dua ile hayırlı cumalar Gönül dostlarım
29 Ott.
ahmed akha scritto:
Nur-ı aynım, iki gözüm, bildin mi neydi sabır?
http://img03.blogcu.com/images/g/u/l/gulaleee/morlaledamla_1256040799.jpg
Ya neydi kirpiğinin kıvrığına tutulup kalan burukluk. Hani neydi nesre çevrilemeyen söz. Neydi bilgiye adanmış ayazların derununu dolduran acı.

Sabır bir aydınlık, sabır bir teselli... Büyük sahraya yağmur, istiridyeye inci... Sabır göz pınarlarını kurutan ferahlık; sabır hüzünler kulübesinin ışığı... Eyyub ile Yakub, Derviş ile Sultan…

Nur-ı aynım, iki gözüm bildin mi neydi sabır?

Haşre dek yokluğa hüküm giymiş bir güzelin kadehindeki iksirmiydi; son gezginin gözyaşlarıyla suladığı bir çiçek mi,ıssız harabelerin eşiğinde ıstırabı emerek büyümüş nazenin bir kelebek mi?

Karlı caddelerin kıyısında açmış ayın ondördü zambaklar bilir sabrı, nur-ı aynım, altın şehirlere uçan ebabiller bilir. Sadık rüyalarda bir gemi Ağrı dağına çıkar sabırla ve yaralı süvariler geçer kehkeşanlardan darüşşifalara doğru. Serazad türküsüyle hercai bir bülbül konar Kitab'ın son sayfasına, sabrı şeydalanır seherler ve sabahlar boyu nur-ı aynım, sabrı şeydalanır.

Sabır bir hazine ki... Yılanlar bekler gerçek!... Bir hazine ki... Tek miskali Yusuf'lar satın alır... Bir hazine ki... Beşiği ab-ı hayat sukunetiyle süslenen bebekler büyür hendesesinde nur-ı aynım ve tahammül renkli güzellikler yansır eşyaya bakışlarından.

Bir hikaye anlat bana sabra dair, nur-ı aynım, bir hikaye anlat; gerçek olsun. Kalbinin rengi damlarken hani, çekik gözlü nakışlar vuruldu sevinçleri, onu anlat. Yanağına düşen her güneş damlası yeni mağlubiyetler asardı boynuna ve eksik olan şey hep bir adım önde giderdi hani, onu anlat.

Kafesi taşlara çalıp içindekini salıvermediğinden mi nur-ı aynım, yoksa bir derya mavisinde buruk bir toprak kokusuna dalıvermediğinden mi, bir imtihan içre iplik iplik bağlanmışsın şah yüreğine ve kirkitler erişlere vuruyor, argıçlar kirişlere...

Sabır bir kilim oluyor nur-ı aynım, kilimi anlat... Sabrı bildin mi nur-ı aynım, bildin mi sabrı? Hani yağmur çamur okula gidip de tipi boran kapıda bekleyen var ya!... Hani masumiyeti kandehar tepelerinden boşluğa bir şahin gibi süzülen beyaz kuğu... Sonsuz köşeli dayatmalarda hani zamanı biriktiren nazenin yasemen varya!...

Hani nisan dallarında vurulup kanı akmayan kanarya?... Helvaya durdu korukları, acımsılık lezzet oluyor dimağlarında. Onlar ki, soluk almadan bekleyişlerin sırrını öğrendiler kalpleri henüz durmadan ve bulamayacakları çağrelere adreslenmiş mektubların, açılacak kapılara gizlenmiş umutların sırrına erdiler; adı sabırdı!... İsteksiz gülüşler serpildi kanayan yaralara nur-ı aynım, sabır adına bilinçsiz köşelere asılan afişler kirlendi, yolların üstüne uzaklar düştü, hep uzaklar... Karşılıksız sevmelerin şarkısı eski plaklarda kaldı iki gözüm ve bir gece daha sancıdı yıldızlar, bir gece daha... Şimdi geceler en ince yerinden bölünmede nur-ı aynım, şehir bir denize doğru ağlamakta.

Bildin mi sabrı nur-ı aynım, neydi sabır?

Sabır adına ve umut adına... Kol kanat edinip umutları, bereketli baharlara bir koşu başlar mı acep?Mum gibi eriyen ve mum rengince üzülenlerin; yandıkça ağlayan ve göz yaşlarınca yananların can ipliklerinde dumanı tütmez alevler parıldıyor, aydınlıklar tel tel yüzlerine vuruyor. Mutsuzluğun beslediği uzak arzular değil oysa umutsuzluk…

Ve yakınlarda, çok yakınlarda bir sabır heykelinin eli değiyor eline.

Zirvede bir imtihan var nur-ı aynım,

Zirvede bir imtihan var…

-----İskender Pala-----
 
baki selam ve dua ile hayırlı cumalar gönül dostlarım
22 Ott.